23 Mayıs 2012 Çarşamba

Arkadaşlar başarı öykülerinizi burada bizimle paylaşırsanız  seviniriz.

18 yorum:

  1. 2011 yılının kasım ya da aralık ayıydı. Odamdan dışarı çıktım koridorda okulumuz rehber öğretmeni ile karşılaştım. Benimle bir şeyle konuşmak istediğini söyledi. Odasında 5-6 yaşlarında iki çocuk vardı. Velileri tarafından konuşma bozukluğu tanısı ile getirilmişlerdi. Okul rehber öğretmenimiz kendisi öğrencilik yıllarında kekemelik sorunu yaşamış ve kendi kendisini tedavi edebilmişti. Kendiside aynı sorunu yaşadığı için bu sorunu yaşayan çocuklara elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordu. Bunu duyan veliler de bize de yardımcı olabilir belki diyerek gelmişlerdi. Ancak durum farklıydı her iki öğrencide de artikülasyon bozukluğu vardı. Bende rehber öğretmendim Meslek hayatımın hemen çok önemli bir kısmını Rehberlik ve araştırma Merkezinde geçirdim. Konuşma bozuklukları tanılaması ve tedavisi konuşunda iki defa kurs almıştım. Özelliklede artikülasyon bozuklukları konusunda bilgi ve tecrübe sahibiydim. Rehber öğretmenimiz de bunu bildiği için benden özelikle rica etti. Ailelerin Maddi durumlarının iyi olmadığını biliyormuş. Öğrencilerden bir tanesi bir süre konuşma terapistine gitmiş ancak çok pahalı olduğu için devam edememiş yarım bırakmış. Konuşma terapisti sayısı az olduğu için birkaç büyükşehirde toplanmış ve oldukça pahalı, uzun bir tedavi. O zamanlarda kurum olarak tanılama işlemleri ile uğraşıyoruz ve çok yoğunuz. Anca kendi işimizi yapabiliyoruz. Aileler için durum tam bir çıkmaz sokak ağzımızdan çıkacak tek kelimeye muhtaç. Bize tarif edin biz çalışalım diyorlar. Ama bu tek başına yeterli olmayacağı aşikârdı. İş yoğunluğunun az olduğu bir güne randevu vererek başladık terapiye. Ve konuşma terapileri için oldukça kısa sayılabilecek bir sürede çok mesafe aldık. Bir öğrencide tamamen başarı sağladık. Diğer öğrencide önemli bir başarı sağladık. Şu an tamamlanma noktasına geldi.

    YanıtlaSil
  2. İBRAHİM YEREL23 Mayıs 2012 13:48

    2011-2012 ÖĞRETİM YILINDA BALIKESİR MERKEZDE BULUNAN PANSİYONLU OKULLARI BİR ARAYA GETİRMEK VE PANSİYONDA BARINAN ÖĞRENCİLERE DEĞER KATMAK VE ONLARLA SOSYAL FAALİYETLER YAPMAK AMACIYLA "GELİN TANIŞ OLALIM" ADLI YEREL BİR PROJE BAŞLATTIM. 5 TANE TOPLU FALİYETİ VE BÖLGESEL FAALİYETLERİ PANSİYON MÜDÜR YARDIMCILARININ DESTEKLERİYLE ÖĞRENCİLERİ BİR ARAYA GETİRMEYİ BAŞARDIK.MORAL GECESİ-BİLGİLENDİRME SUNULARI-ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANMA PROGRAMI-ÇANAKKALE ŞEHİTLİK GEZİSİ-KUVA-İ MİLLİYE MÜZE ZİYARETİ PANSİYONLAR ARASI ZİYARETLER VE YIL SONU PİKNİĞİNİ YAPARAK PROJEMİZİ TAMAMLAYACAĞIZ. BURDA EDİNDİĞİM EN ÖNEMLİ İZLENİM ÖĞRENCİNİN BİR BİREY OLDUĞUNU HİSSETMESİ ÖNEM VERİLDİĞİNİ GÖZLEMLEMESİ VE VE ONLARA HİSSETTİRİLMESİ MUTLU EDİYOR YARINLARIMIZA GÜVENLE BAKMAMIZI SAĞLIYOR.İBRAHİM YEREL

    YanıtlaSil
  3. Ramazan GÖKGÜL23 Mayıs 2012 13:50

    2. yılını okuyan lise 9. sınıf bir öğrencimiz II.kanaat döneminin ilk yazılılarına göre 7 tane zayıf dersi vardı.Sınıfı geçmesi imkansızdı.Öğrenci velisini okula davet ettik.Veli ve öğrencimizle yaptığımız görüşmeler neticesinde öğrencimiz okulumuzda okumak istemediğini,okulunu sevmediğini aslında Endüstri meslek lisesinde okumak istediğini bize ve babasına söyledi.Veli ise ısrarla çocuğunu okulumuzda okutmak istediğini söyledi. Daha sonra veliyi ikna ederek ve Endüstri meslek lisesi idarecileri ile görüşerek çocuğun naklini EML'ye yaptık.Şu an bu öğrencimiz 11. sınıfta eğitim öğretim görmekte ve dersleride oldukça iyi. Bu sayede öğrencimizin örgün eğitim dışına çıkmasını engellemiş ve sevdiği okulda eğitim görmesine vesile olduk. Ramazan GÖKGÜL

    YanıtlaSil
  4. nadir çağıl23 Mayıs 2012 13:51

    1987 yılındaydı,dursunbey endütri meslek lisesin de müdürlük yaparken,o tarihlerde henüz yeni olan 3308 sayılı çıraklık ve meslek eğitimi kanunu çerçevesinde işletme denetimleri yapmak ve ayni zamanda şehir merkezine epeyce uzak olan devlete ait orüs kereste fabrikasında ki ilişkilerimizi de düzenlemek üzere bir araç a ihtiyacımız vardı.balıkesir merkez endüstri meslek lisesin de 2 adet jeep olduğunu daha önce çalıştığım için biliyordum.okul müdüründen bu isteğimizle ilgili olarak,jeep in bir tanesini okulumuza verip veremeyeceğini sordum. motor bölümü şefi razı olursa olur dedi.zar zor şefi de ikna ederek,jeep i dursunbey e götürdük. o yıllar da bizim dışımızda hiç bir okulun aracı yoktu.okula vardığımız da okulda ki diğer idareci, öğretmen ve öğrencilerin sevgi gösterisiyle karşılandık ve yıllarca bize hibe edilen bu jeep i okul hizmetinde kullandık.sizlere beni mutlu eden küçük bir başarı öyküsü anlattım.nadir çağıl.

    YanıtlaSil
  5. Ailelerin Maddi durumlarının iyi olmadığını biliyormuş. Öğrencilerden bir tanesi bir süre konuşma terapistine gitmiş ancak çok pahalı olduğu için devam edememiş yarım bırakmış. Konuşma terapisti sayısı az olduğu için birkaç büyükşehirde toplanmış ve oldukça pahalı, uzun bir tedavi. O zamanlarda kurum olarak tanılama işlemleri ile uğraşıyoruz ve çok yoğunuz. Anca kendi işimizi yapabiliyoruz. Aileler için durum tam bir çıkmaz sokak ağzımızdan çıkacak tek kelimeye muhtaç. Bize tarif edin biz çalışalım diyorlar. Ama bu tek başına yeterli olmayacağı aşikârdı. İş yoğunluğunun az olduğu bir güne randevu vererek başladık terapiye. Ve konuşma terapileri için oldukça kısa sayılabilecek bir sürede çok mesafe aldık. Bir öğrencide tamamen başarı sağladık. Diğer öğrencide önemli bir başarı sağladık. Şu an tamamlanma noktasına geldi.

    YanıtlaSil
  6. AYŞE SAVRAN DÖNMEZ23 Mayıs 2012 13:53

    Şu an aklıma gelen bir durumu paylaşmak isterim:Adnan Menderes Anadolu Lisesi'nde 2 yıldır md yrd olarak çalışmaktayım.Bayan olduğum için okulumuzun kız pansiyonu ile görevlendirildim.Pns.öğrenci sayımız 288, çok yoğun bir takip işiyle uğraşıyorum.Geçen yıl beni ve tüm idareci arkadaşlarımı oldukça yoran, 7-8 kişilik bir öğrenci grubumuz vardı.Bu sene başında bir okul tiyatrosu için çalışmaları başlattım, tabi ki bu grubumuz ana karakterleri oluşturdu.Yoğun çalışmalardan dolayı pek kaçmaya fırsatları olamadı, egzersiz öğretmenimiz de onların parmakla gösterilen öğrenci olduklarından dolayı köklü davranış değişikliğine gitmelerininin gerekliliğini işledi.Okul tiyatromuzu 2 hafta önce sergilediler.Gerekli takdir ve ödüllerimizi takdim ettik, bizim için önemli olduklarını anladılar.Olumlu değişiklikleri uzun zamandır gözlemleyebiliyoruz.

    YanıtlaSil
  7. NADİR KARAGÖZ23 Mayıs 2012 13:56

    Diyarbakırda çalıştığımız dönemde öğretmen arkadaşlarla maddi imkanları olmayan ve dersaneye gitme imkanı olmayan çocuklara ders saatleri dışında ve hafta sonlarında liselere giriş sınavlarına yönelik ücretsiz kurs vermeye başladık. başlangıçta bize karşı mesafeli duran öğrenciler ve aileleri kısa zaman içinde bizimle kaynaştılar. önceleri çocuklarını okula ve kursa göndermekte tereddüt eden aileler daha sonra öğrencilere düzenlediğimiz mersin gezisine katılmalarına izin verdiler. bu kurslara hem o yörenin çocukları hem de görev icabı diyarbakırda bulunan asker ve polis çocukları katılıyordu. Bir gün asker olan bir velimiz geldi ve bize parasız kurs olamayacağını söyleyip para vermek istemiş ve hararetli bir tartışma yaşamıştık.O yıl kursa gelen çocukların büyük bir bölümü sınavları kazandı.Bir tanesi Ankara fen lisesini kazanmıştı.Bu bizim için büyük bir moral olmuştu.

    YanıtlaSil
  8. İsmail SAVAŞ23 Mayıs 2012 13:57

    1994 yılında tayin olduğum Çanakkale Yenice Pazar köy Lisesi orta 2. Sınıf öğrencisi Erkan BOZKURT
    Esnaflık yapan fakat hemen her zaman zarar eden bir esnafın oğlu. Babası kasaplık yapan inadına sert ve geçimsiz biri. Okuldan geldikten sonra babasının mekanında çalışmaya devam eden aynı zamanda bulduğu her türlü gazete ve dergiyi saatlerce okuyan çekingen bir öğrenci. Dükkanlarının yanı başında gazete satan bir mekanın olması sebebiyle her türlü gazeteyi ve gazetelerin promosyon olarak verdiği kitap ve dergileri sıkılmadan okuyan birisi.
    Okulda ise çekingen olmasına rağmen öğretmenleri tarafından sevilen çalışkan aynı zamanda çok saygılı bir öğrenci. Okulumuzun lise kısmını birinci olarak bitiren ve aynı yıl babasını kaybeden Erkan Üniversiteyi çok zor şartlarda bitirerek bugün İzmir’de Vergi Müfettişi olarak görev yapmaktadır. Erkan’da çok okumanın mükafatını, azmin zaferini gördüm. Ne Mutlu Erkan gibi olanlara

    YanıtlaSil
  9. BAŞARI ÖYKÜSÜ
    TİYATRO SAHNESİ HAZIRLIĞI
    2002 yılında Eskişehir Motor Anadolu Teknik ve Meslek Lisesinde görev yaptığım zamanda tiyatro kolunda görevlendirildim .Edebiyat öğretmenimiz Nasrettin Hoca fıkralarını anlatan tiyatro hazırlığına başladı.Ben işle ilgili bilgim olmamasına rağmen ,metal öğretmenlerimizin yardımıyla sahne hazırladım.Bütün pano resimlerini yaptım.Bu çalışmalarda öğrencilerinde büyük desteği oldu.
    Dersler ile beraber üç ay bütün boş zamanlarımızı ayırarak bitirdik.Sonuçta ortaya çıkan malzemelere ben dahi inanamadım.Tiyatro gösterilerimizde devamlı kullandığımız resimler ve panolara sahip olduk.Benim için güzel bir anı oldu.
    AYLA POLAT

    YanıtlaSil
  10. Nursen GÜRELİ23 Mayıs 2012 14:06

    2002 yılında bir lisede İngilizce öğretmeni olarak görev yapmaktaydım. Sekiz saat dersine girdiğim hazırlık C sınıfının sınıf öğretmeniydim. Arda isimli sarışın bir çocuk ders sırasında sürekli yatıyor, soru sorduğumda ‘başım ağrıyor, ilaç aldım, kafam bozuk’ gibi cevaplar alıyordum. Bir gün ‘Geçmiş Zaman’ı işlerken öğrencilerden gözlerini kapatıp kendilerini farklı bir yerde hayal etmelerini ve bulundukları ortamı anlatmalarını istedim. Herkes bir şeyler anlattı, sıra Arda’ya geldiğinde ‘Uzaydayım, uzaylılar babamı öldürdüler, annemi ve kız kardeşimi kaçırdılar. Bana pasta ikram ettiler.”dedi. Bütün sınıf karşı çıktı, öfkelendi. Arda’da tepki yoktu. Kısa bir süre sonra yapılan bir veli toplantısında Arda’nın babası oğlunun davranışlarından dolayı öğretmenlerini suçladı. Veli ile aynı gün özel olarak görüşüp oğlunun aslında kendisine tepki gösterdiğin, onunla zaman geçirmesi gerektiğini anlattım. Sınıftaki olayı anlatınca veli çok şaşırdı. Durumun farkında değildi İlerleyen günlerde oğluyla kaliteli zaman geçirdi, biz de öğrenciyi sportif faaliyetlere yönlendirdik. Yılın sonunda öğrencide olumlu davranış değişiklikleri gördük. Hatta daha önce yaptıklarının ne kadar saçma olduğunun farkına vardı. Şimdi İTÜ öğrencisi.

    YanıtlaSil
  11. Nursen GÜRELİ23 Mayıs 2012 14:11

    İlerleyen günlerde oğluyla kaliteli zaman geçirdi, biz de öğrenciyi sportif faaliyetlere yönlendirdik. Yılın sonunda öğrencide olumlu davranış değişiklikleri gördük. Hatta daha önce yaptıklarının ne kadar saçma olduğunun farkına vardı. Şimdi İTÜ öğrencisi.

    YanıtlaSil
  12. 1990’lı yıllarda Balya Atatürk Lisesi Orta Kısımda öğrenim gören ikinci sınıf kız öğrencilerimden biri derslerinde oldukça başarılı olmasına rağmen çok durgundu. Bu durumun babasının alkol alışkanlığından ve bunu evine yansıtmasından kaynaklandığını öğrendim. Babanın düzenlediğim bir veli toplantısına ısrarla davet etmek suretiyle katılmasını sağladım.
    Toplantıda öğrencilerimden çok memnun olduğumu, ama özellikle Nagihan’ın başarısından ve bu başarının mimarı olarak gördüğümü söylediğim babasını kutlayıp onur duyduğumu belirttikten sonra diğerlerine de örnek olması bakımından bunu nasıl yaptığını anlatmasını istedim.
    Oldukça mutlu olduğunu belirttikten sonra hatasını da anlamıştı. Bu tarihten sonra bütün varlığını kızının eğitimi için harcadı. Öğrencim yıllar sonra mutlu bir hekim olarak karşıma çıktığında mutluluğu ve şükran duygularını gözlerinden okumak beni fazlasıyla mutlu etti. İşte bu da öğretmen olarak benim ödülüm dedim…

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. Paradigmalar değişirken bizim değişmememiz mümkün mü, değişmeyen tek şeyin değişim olduğu düşünüldüğünde...

    YanıtlaSil
  15. Başarı Öyküsü: İnsanların yaşamlarında yer eden farklı zaman dilimleri içinde yaşanmış birçok olaylar vardır.
    yıllar önce, arkadaşımın hüzünlü olduğunu görünce merak edip sordum. İş başvurusu yaptığını istenen belgeler içinde Üniversite diplomasının istendiğini ancak diplomasını bulamadığını, bugün de başvurunun son olduğunu, gazete ilanı ile ancak diploma örneğini alabileceğini anlattı. Gazetelerin günlük olması ancak gazete kayıp ilanının bir sonraki gün alacağından iş başvurusunun olmayacağını ve bunun kendisi ve ailesi için çok öemli oluğunu heyecan içinde anlattı. Arkadaşımın çaresizliği karşısında ne yapılabileceğini düşündüm. Gazetelerin akşam baskılarının olduğunu hatırladım. Birlikte kayıp ilanı vereceğimiz gazeteye gittik. Görüşme sonunda o gün saat üç gibi ilanı alabilceğimizi ve okuldan mesai bitmeden belgeyi alma şansını elde edince birlikte çok sevindik. Arkadaşım görüşmelerimizde bu günü unutamadığını söyler.

    YanıtlaSil
  16. Sonbahar yapraklarının sarardığı, bulutların hüzünlü, güneşin doğan güne yavaş yavaş küsmeye başladığı bir eylül ayı…Öğretmenliğe ilk adımım.Bir köy okulunun nem kokan duvarları, çamurlu taşları…Soğuk duvarların arasında bir portre misali cıvıl cıvıl gençler…Sınıfa ilk girişimden yılın son dersine kadar hayata neşeyle,umutla bakan bu dimağlar benim belki de öğretmenlik şansım, öğretmenliğin ne demek olduğunu öğrenmemdir daha doğrusu. “İşimizin sadece öğretmek olmadığı düsturuyla” önce yılsonu tiyatro çalışması, ardından şiir dinletisi ve bunlar kadar kıymeti olan iyi bir liseye güzel puanlarla öğrencilerimizi yerleştirebilmek. İlk andan itibaren düşüncelerimiz bu doğrultuda gelişmişti. Aslında bunun zor olduğunu biliyordum,yine de çocuklarla paylaşmaktan da kendimi geri alamadım. İnanamıyordum, bu kadar istek, “yapalım,yapalım” nidaları, çocukların gözlerinde o heyecanı okumak mümkündü. O an hepsinin ruhundaki heyecanın yansımalarını hissedebiliyordum. Görev dağılımı iki gün içinde yapılmış, bir hafta sonrasına çalışmalara başlamıştık. Bir yandan sosyal çalışmalarla uğraşırken diğer yandan sınav hazırlıkları için planlar yapıyorduk ve inanın bunları ben müdürle değil “o çocuk dediğimiz, büyük beyinlerle” yapıyordum, işte ekip ruhu buydu…Neşeli vakitler çabuk geçermiş. Göz açıp kapayıncaya dek yılsonu gelmişti. Şiir dinletimiz, tiyatro etkinliğimiz yapıldığında veliler bile inanamamıştı. “Benim çocuğum mu bu” düşüncesi beyinlerinde hasıl oldu mu gerisi kolaydı zaten.Ve büyük gün OKS neticelerinin açıklanması…Dünyanın en mutlu insanlarındanım. Okulun tarihinde Anadolu, fen , öğretmen lisesine giden bir öğrenci dahi yokken o yıl 7-8 öğrencinin bu okullara yerleşmesi. Üstelik, bunlar yaptığımız her etkinliğe katılan öğrencilerdi, en güzeli de buydu zaten. Velilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin gözlerinde okunan mutluluk , işte bu her şeye değerdi. Tatmin olmak için cebimize para girmesine gerek yoktu, büyüttüğünüz fidanın meyve vermesi de mutluluğun resmiydi.

    YanıtlaSil
  17. 2006 yılının Şubat ayında Balıkesir'e atandım.Görev yaptığım ilköğretim okulunda öğrencilerim etkinliklere katılma konusunda girişimci değillerdi.Bu konuda öğrencilerimi yüreklendirmek istedim.Düzenlenen bir yarışmaya katılımlarını sağlamak amacıyla çalışmalar yaptık.Diğer öğretmen arkadaşlarımın da desteğiyle katılımcıların hepsine kendi imkanlarımızla kitaplar dağıtıldı.Bu da katılımın son derece yüksek olmasını sağladı.Gelen eserlerden en iyilerini seçip gönderdik.Derste öğretmenine soru sormaya çekinen bir öğrencim 7.sınıfta il çapında düzenlenen bu yarışmada birinci oldu.Eğer bu öğrencinin başarısında katkım varsa ; motivasyon ve birincilik kazandığı kompozisyonun muhtevası benim dersimle ilgili oluşudur.Başarının çoğu öğrencinin kendine aittir. Sevim SOYDAN

    YanıtlaSil
  18. ismail küçükoğlu24 Mayıs 2012 14:41

    2002 yılında Bitlis'in Mutki ilçesinde MutkiLisesinde coğrafya öğretmeni olarak göreve başladım. o dönem İlçe Kaymakamımızın önerisyle köyde olup dersaneye gidemeyen öğrencileri üniversite sınavlarına hazılrlık amaçlı kursa tabi tuttuk. benimle birlikte bir yıl boyunca bu öğrencilere okulumuzda kurs verdik. sınav sonucunda 7 öğrencimiz 2 yıllık 6 öğrencimiz 4 yıllık üniversitelere yerleşmişti.

    YanıtlaSil